19 Mart 2018 Pazartesi

Uluslararası Ticari Düzen Yenileniyor

İkinci dünya savaşından galip ve güçlü bir şekilde çıkan Amerika zamanla hegemonik devlet pozisyonuna gelmiştir. Bu pozisyona gelirken özellikle 1960ların sonu ve 1970lerden itibaren neo-liberalizmi savunmuş ve neo-liberalizmi tüm dünyaya empoze etmeye çalışmıştır. Bu durumun en önemli örneği Washigton Konsensusudur. Bu uzlaşıda Amerika neo-liberal politikaları başta Latin Amerika ülkeleri olmak üzere tüm dünyaya dayatmıştır. Amerika’nın bu şekilde bir yol izlemesinin tek nedeni dünya üzerindeki hegemonik devlet statüsünü sürdürmek istemesidir. Günümüzde ise Trump’nda başkan seçilmesiyle birlikte Amerika koruyucu ekonomik politikalara dönmüştür. Amerika çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirmiş ve Çin ile olan ticaret ilişkilerinde aynı şekilde korumacı politikalar izlemeye başlamıştır. Tüm dünyaya neo-liberal politikalar ile birlikte serbest ticareti dayatan Amerika’nın korumacı politikalara dönmesinin nedeni zamanında savunduğu bu politikaların kendi ekonomisine ciddi zararlar vermesi ve hegemonik devlet statüsünü kaybetme korkusudur. Serbest ticaretle birlikte Çin başta olmak üzere Asya ülkeleri hızla gelişmiştir. Uluslararası ekonomik sistemde çok önemli bir güç haline gelen Çin’den çekinmeye başlayan Amerika neo-liberal ekonomik politikaları terk etmeye başlayacak gibi duruyor. Amerika bu sistemden vazgeçerken tabi ki de sadece tek başına ben bu sistemden vazgeçiyorum demeyecektir. Neo-liberal ekonomiyi savunduğunda bunu dünyaya empoze etmeye çalıştığı zaman gibi şimdi de korumacı politikaları savunduğu için dünyadaki diğer ülkelere de korumacı ekonomi politikalara dönülmesi gerektiğini dayatacaktır. Bu konuda başarılı olması ise olasıdır çünkü İngiltere’nin Brexit süreci diğer Avrupa ülkelerinde ise korumacı politikaları uygulamaya yatkın sağ görüşteki partilerin güçlenmesi bu durumu olası halen getiren nedenlerdir. Ancak günümüz ekonomik yapısına küresel bir neo-liberalizmin hâkim olduğunu düşündüğümüz zaman Amerika’nın bu tavrının ticaret savaşları ile birlikte yeni bir küresel ekonomik krize yol açacağını öngörmek zor değil.